İnteraktif, Hiperaktif…
23 May
Çarşamba günü Endeavor ile Bankalararası Kart Merkezi‘nin (BKM) ortaklaşa düzenlediği “E-ticareti Güçlendirmek” konulu foruma katıldım. Hem sektörün sorunlarının konuşulması hem de networking açısından faydalı bir faaliyet oldu. Sanatçıların birbirini cenazelerde görmesi gibi biz de internetçiler olarak ancak böyle vesilelerle görüşebiliyoruz.
Forumdaki konuşmaların önemli bir bölümünü 3D Secure oluşturdu. Görünen o ki, BKM, 3D Secure’a güveniyor. Yaygın hale gelmesi için gayret etmekte kararlı. Hali hazırda 1400′e yakın üye işyerinde kullanıldığını söylüyorlar ki bu da sanal posların %15′ini oluşturuyor. (Gerçi bu rakamı kaydadeğer bulmuyorum. Anlamlı olabilmesi için, sanal pos ile tahsil edilen toplam paranın yüzde kaçının 3D Secure’u kullanan sanal poslardan geçtiği verilmeli.)
Orada da dile getirdim: 3D Secure, BKM’nin şu anki yaklaşımıyla sektöre balta vuran bir uygulama. Bunun iki önemli nedeni var:
- Ekranlar hiç kullanıcı dostu değil. İnternet kurtları dahi ancak çaba harcayarak sisteme üye olabiliyor. Türkiye’nin en ünlü 2 sitesinin kurucusunun üye olmayı başaramadığını, telefonla destek almak zorunda kaldığını bizzat biliyorum. (Kart bilgilerinin girildiği ilk ekran dışındakiler bankadan geldiği için sitesahipleri bu duruma müdahale edemiyor.)
- Tanıtımı için kuruş para harcanmıyor. Chip&Pin’deki penetrasyon ancak on milyonlarca dolarlık bütçelerle yakalanmışken, 3D Secure için ise basın bülteni göndermek dışında iletişim çabasına girilmiyor. Uygulama bizim paramızla, bizim ciromuzda oluşturulan kayıplarla oturtulmaya çalışılıyor.
Kullanım zorluğuna dair bir örnek vereyim. İnternet bankacılığında en iyi olduğunu düşündüğüm bankanın 3D secure ekranında, kullanıcı eğer incik mincik yazıları okumadan “Devam” butonuna tıklarsa hata mesajı dönmüyor! Sadece sayfanın içindeki bankadan gelen frame yenileniyor. Teknik birinin elinden çıktığı belli olan küçük yazıları okursanız bir yerlere tıklamanız gerektiğini anlıyorsunuz. Da, benim gibi yıllardır site yapanlar, o yazıları kimsenin okuma eğiliminde olmadığını, kullanıcının işlemi gerçekleştirmek için en kestirme yolu istediğini gayet iyi biliyor.
Sonuç: Olan sizin paranıza oluyor. Onlarca kişinin emeğiyle yaptığınız siteyi ayakta tutmak için gereken parayı 3D Secure afiyetle yiyor!
Bu yazı Ersan Özer tarafından yazılmış olup Webrazzi.com‘da yayınlanmıştır.
14 May
Geçen yazıda bahsettiğimiz MySpace Data Availability ve Facebook Connect‘ten sonra trende hızlı bir şekilde uyum sağlayan Google oldu. Google ismine yakıştığı gibi şimdiye kadar yapılan en hızlı bağlantı çemberini kurup Google Friend Connect ismiyle yayına koydu. Hem de bunu gerçekleştirirken diğer büyük isimleri de (Facebook, Orkut, Yahoo, vs..) uygulama ağına sokarak uzun süre önüne geçilmeyecek şekilde sistemi oturtmuş gözüküyor.

Bu çemberi tanımlarken günlük yaşantımızdan örnek verirsek; komşularımızı, arkadaşlarımızı ve ailemizi içine alan kendi oluşturduğumuz bir topluluk içinde yaşıyoruz ve çeşitli günlük alışkanlıklarımız var. Yemek yemek, alışveriş yapmak, kitap okumak, vs.. uzayıp giden bu listenin her basamağında topluluğumuzla birlikte hareket etmek bizlere sosyalliğimiz açısından avantaj sağlayacaktır. Daha iyi restoranlar, daha iyi kitaplar ve belki daha ucuz bir alışveriş.
İşte Google Friend Connect aynı çemberi doğrudan internete taşıyor. Hatta günlük yaşantınızda karşınıza sıkça çıkmayan 2. ve 3. dereceden arkadaşlarınızı da ağınıza katarak. Çember uygulamaları halihazırdaki sosyal çılgınlığın tüm bu potansiyelinin kullanılmasını sağlayarak, sosyal ağ sitelerinin potansiyelini tüm site sahipleri ve dolayısıyla tüm web üzerine yaymak istiyor. Bu alışkanlıkla birlikte her web sitesi kendisini paylaşıma açarken, site üzerindeki hareketleri de daha şeffaf bir şekilde ölçümleyebilecek.

Bu web hareketinin bir diğer temel kazanımı ise bu günden sonra bahsettiğim market ya da kitapçının gelen müşterisini ve profilini net bir şekilde görebilecek ve sitesini sosyalleştirecek olması. Diğer müşterilere de açılabilecek olan profil, arkadaşlar, vb.. sayesinde de web üzerinde pangea‘yi oluştarmaya başlayacağız. Denemeyi örnek sitede yapabilirsiniz.
Bugünden sonra çok hızlı bir şekilde yukarılara çıkıp, web 2.0 dünyasına biraz üstten bakabilmenizi öneriyorum. Trendi en doğru şekilde yakalamalısınız.
Erhan Erdoğan
14 May
GittiGidiyor‘un dün itibari ile açık beta yayına aldığı Cimri.com geniş bir ürün kataloğu ve buna ek olarak fiyat kıyaslama servisi olarak hayatımıza girmeye hazırlanıyor. Servisle ilgili GittiGidiyor yetkilileri ile görüştüğümde bu konunun özellikle altını çiziyorlar ve “Cimri.com sadece bir fiyat kıyaslama servisi değildir, Türk kullanıcısının bulamadığı eşsiz bir ürün ansiklopedisidir.” diyorlar.
Cimri.com‘la ilgili şu an için birçok detay bilgiye sahibim, bunları yazımın devamında paylaşacağım.
Öncelikle GittiGidiyor‘un Cimri.com alan adını Nokta A.Ş.‘den satın aldığı bilgisi ile başlayalım. Alan adının satın alma rakamı ile ilgili ise şirket yetkilileri malesef açıklama yapmayı tercih etmiyorlar.
Servisin kapsamının fiyat kıyaslamadan ziyade geniş bir ürün kataloğu olduğunu yazımın girişinde belirtmiştim. Bu sayı şu an için 40 bin ürün seviyesinde ancak her geçen gün hızla artmaktaymış. Bununla ilgili gerçekleştirilen çalışmanın son derece uzun sürdüğünü tahmin ederek Cimri.com yetkililerine sorduğumda, sadece katalog oluşturmak ile ilgili 9 kişinin 14 aydır çalıştığı söylendi. Cimri.com‘un programlanması aşamasında ise 4 kişi 5 aydır çalışıyormuş. Toplamda tasarım ve HTML çalışmaları ile birlikte yaklaşık 18 kişi ile sürdürülen bir proje olduğu belirtiliyor.
Cimri.com‘un tüm altyapısında Java programlama dili kullanılmış ve tüm servis AJAX ile sayfa yüklemesiz olarak modellenmiş.
Cimri.com anlaşılacağı üzere ürün bilgilerini başka sitelerden çekerek çalışmıyor. Tüm ürün bilgileri sistemde yer alıyor ve fiyat bilgileri için de tedarikçilerle/satıcılarla kurulan bağlantı üzerinden güncel veri alınıyor. Ürünün satış aşamasında ise ilgili e-ticaret sitesine yönlendirme yapılıyor.
Cimri.com‘un önümüzdeki günlerde GittiGidiyor.com ile de bir entegrasyonunun olacağını öğrendim. GittiGidiyor.com‘da hem satıcılar ürün girişi yaparken hem de alıcılar tarafından yapılan ürün aramalarında Cimri.com verisi sisteme dahil edilecekmiş. Arama sonuçlarında ürünlerin özet bilgisi Cimri.com verisi ile sağlanacak olup, detay bilgi istenmesi durumunda Cimri.com‘a yönlendirme gerçekleştirilecekmiş. Satıcıların GittiGidiyor.com‘a ürün girişi aşamasında ise ürünle ilgili spesifikasyonların yine Cimri.com üzerinden çekilmesi eminim büyük kolaylık sağlayacaktır.
Söz konusu geniş ürün kataloğu elbette farklı servisler tarafından da şimdiden talep edilmekteymiş, ancak GittiGidiyor yetkilileri bu konudaki çalışmaları projenin ilerleyen fazlarında gündeme getirmeyi planlamaktalar. Bana sorarsanız Cimri.com verisinin, ücretsiz olur mu bilemiyorum ama, ticari olarak paylaşıma açık olacağının sinyalleri bu yaklaşımdan alınabiliyor.
Cimri.com‘un bir de satıcılar için arayüzü bulunuyor. Ürünleri servis üzerinden sergilenen tedarikçiler/satıcılar için modellenen bölümden ürün yetkilileri detaylı raporlara ulaşabiliyorlar. Demo hesabıyla incelediğim yönetim alanında satıcıların ürün kategorisi, alt kategori ya da direkt ürün bazında performans raporlarına anlık ulaşabilmeleri sağlanıyor. Aynı zamanda yine bu bölümdeki ürün yönetim ekranı sayesinde de satıcılar ürünlerini filtreleyerek Cimri.com üzerinden ürün bilgilerine dair güncellemelerini yapabiliyorlar.
Kısacası Cimri.com‘un uzun süredir üzerinde çalışılan ve sahip olduğu veri ile son derece değerli bir girişim olduğunu görebiliyorum. Bunun yanında servisin hayata geçirilme aşamasında ve sonrasında oldukça maliyetli bir girişim olduğu ve olacağı da ortada. GittiGidiyor‘un 1 yıldan uzun süredir Cimri.com‘a kaynak ayırmış olmasını bu alandaki önemli hedefleriyle kesinlikle bağdaştırabiliriz. Buna ek olarak Cimri.com‘un Cimri A.Ş. isimli ayrı bir şirket olmasını da “GittiGidiyor eBay olsun, kalan sağlar bizim olsun” gibi bir yaklaşımla değerlendirebilir miyiz? İşte orasını bilmiyorum ama elbette düşünmeden edemiyorum.
Bu yazı Arda Kutsal tarafından yazılmış olup Webrazzi.com‘da yayınlanmıştır.
13 May
Çalışan insanlar arasında, geleneksel radyo yerine internetten radyo dinleyenlerin sayısı, 2007’den 2008’e çarpıcı bir büyüme kaydetti. “Arbitron/Edison Media Research Internet & Multimedia”nın verilerine göre, Amerika’da full time veya part time çalışanlar arasında radyoyu online olarak dinleyenlerin oranı bir yıl içinde yüzde 12’den yüzde 20’ye yükselirken, geleneksel radyoyu tercih edenlerin oranıysa yüzde 88’den yüzde 80’e geriledi. Araştırmanın sonuçlarına göre, radyoyu internetten dinlemeyi tercih edenler arasında çoğunluğu, üniversite mezunu çalışanlar oluşturuyor.
Marketing Türkiye
13 May
Turkcell’in iş dünyasına yönelik servisi olan işTcell, Google ile yaptığı işbirliği çerçevesinde KOBİ’leri internete çekmeyi planlıyor. Başlangıçta belli kota ve süre ile ücretsiz verilen hizmetin, limit ve kotayı aşan kısmı ise ücretlendiriliyor.
Türkiye’de bulunan 2 milyon küçük ve orta ölçekli işletmeden, sadece 400 bininin kendilerine ait internet sitesi olduğunu ve pek çoğunun kendi e-posta adresi olmadığı gerçeğinden hareket eden servis, geride kalan bu işletmelerin internet ile tanışmasında etkili olmayı planlıyor. Yeni servis, bu işletmelerin sistem içine girmeye niyetli olması için, ticarette sıkça kullanılan “ayak alıştırma” modelinin sanal ortamadaki yansıması gibi duruyor.
Servis bu amaçla; küçük ve orta ölçekli işletmelere, tek bir yerden ve belli bir dönem ve kota ile sınırlı olmak üzere ücretsiz web sitesi adresi ve çalışanları için şirket adı uzantılı e-posta sahibi olmayı sağlıyor.
Bunun sonucunda servisten 2008 yılı içerisinde yararlanacak tüm İşTcell’li işletmeler, aldıkları bir adet alan adını 2 yıl boyunca ücretsiz olarak kullanabiliyor. İşletmeler aynı zamanda, Google arama motorunda kullanılmak üzere 80 YTL’lik reklam kuponu ve bir ay boyunca cep telefonlarından e-postalarına 50 MB’lık erişime de ücretsiz sahip oluyor. 50 MB’lık kotanın aşılması durumunda servisin ücreti işletmeden tahsil ediliyor.
İşTcell’li işletmeler ayrıca internet üstünden anında yazılı veya sesli iletişim imkanı sağlayan Google Talk (GTalk), iş takibini sağlayacak Google Takvim, ofis uygulamalarının şirket içinde web üstünden kullanılmasına imkan veren Google Dokümanlar’ı içeren Google Apps uygulamalarından da faydalanabiliyor.
13 May
Google’ın az bilinen fotoğraf paylaşım ve mesajlaşma hizmetlerinden birisi olan Hello.com, ana sayfası üzerinden sitenin artık yayında olmayacağını duyurdu.
2004 senesinde Picasa’yı satın alarak bünyesine katan Google, “Her iyi şeyin bir sonu vardır” diye yazdığı Hello.com ana sayfasında, 15 Mayıs’tan itibaren site üzerinde bugüne kadar verilen hizmetlerin sonlandırılacağı, paylaşım ve mesajlaşma yapmak isteyen kullanıcıların Picasa, Google web albümleri ve Google Talk gibi uygulamalara yönelmelerini öneriyor. Hello.com daha önceden Picasa’nın bir parçası olarak çalışıyordu.
Öte yandan sitede yeni projelerin yolda olduğu ve farklı yüzlerle kullanıcılarla buluşulabileceği de not düşülmüş.
13 May
Google’ın sosyal network veri transferi kalabalığına “Friend Connect”i bugün katması bekleniyor. Geçtiğimiz hafta Facebook ve MySpace de buna yakın taşıma yöntemlerini açıklamıştı. Facebook Connect, kullanıcıların arkadaşlarını, profil fotoğraflarını, etkinlikleri ve diğer veriyi ortak sitelere aktarabilmelerini sağlıyor.
Yahoo da lider sosyal network firmalarıyla anlaşıyor. Bu sayede kendi kullanıcıları dab u imkanlardan yararlanabilecek.
Facebook ve MySpace gizlilik kontrollerinin nasıl çalışacağını daha açıklamadı.
13 May
Microsoft 20 ülkede işleyecek yeni online servisi Messenger TV’yi duyurdu. Messenger TV, sohbet ederken video seyretmenize olanak tanıyor.
Microsoft 20 ülkede yeni bir online servis sundu. Messenger TV adını taşıyan servis; kullanıcıların arkadaş ağıyla aynı anda hem video seyretmesine hem de aynı anda Windows Live Messenger üzerinden sohbet edebilmelerine olanak tanıyor…

Yeni servis sayesinde kullanıcılar MSN Video’dan klipler, MTV şovları ve müzik kliplerini seyredebilecekler. Şirket, arkadaşlarıyla beraber video seyredecek olan kullanıcılara yeni bir deneyim sunarak onları zaten çok yaygın olan sosyal ağa daha da bağlamak…
Servis, birçok Avrupa ülkesinde, Yeni Zelanda, Avustralya, Singapure, Brezilya, Kanada ve Meksika’da kullanıma sunulacak. Fakat Amerika’da kullanılmayacak. Güzel haber ise servisin şu anda Türkiye’de de kullanılabiliyor olması!
Arkadaşınızla Windows Live Messenger üzerinden sohbet ederken yanda açılan pencerede videolar izlemek gerçekten çok eğlenceli oluyor. Ayrıca paylaşacak birçok konu başlığını da bulabiliyorsunuz. Mesela müzik klipleri ve film fragmanlarının yanısıra South Park bölümleri ve otomobil test videoları da bulmak mümkün…
Kullanım aşamasında programı siz açtıysanız kumanda sizin elinizde oluyor fakat daha sonra isterseniz kontrolü arkadaşınıza bırakabiliyorsunuz. Bu sayede herkes istediği kanalı izleyip paylaşabiliyor…
Ayrıntılı bilgiye ve Messenger TV’ye sitesinden ulaşabilirsiniz…
5 May

Uzunca bir süredir Google üzerinden reklam vermek isteyenler için çalışan AdWords hizmeti TV reklamlarıyla genişletiliyor. Artık sitenizin reklamını internetten verebileceksiniz.
Sitelerinin tanıtımını yapmak isteyenlerin başvurduğu kaynaklardan birisi de Google AdWords sistemi. Bilindiği gibi web sitesi sahipleri bu sistem üzerinden diledikleri tarih ve saat aralığında, bütçede ve coğrafyada metin reklamları vererek internet üzerinden milyonlarca kullanıcıya ulaşabiliyorlardı. AdWords hizmetinin bir eklentisi olarak Google şimdi de TV reklamlarını getiriyor.
Google TV reklamları hizmetinde de AdWords’e benzer şekilde bir işleyiş var. Vermek istediğiniz reklamın ülkesi, bu ülkede reklam verebileceğiniz TV kanalları, yayınlanacak saat, hedeflenen izleyici kitlesi, bütçeniz ve reklam tipini seçtikten sonra değişiklikleri kaydediyorsunuz.
Reklamlarınız dönmeye başladıktan 24 saat sonra yine bu hesabınız üzerinden girip izlenme oranı ve gösterimle ilgili tüm detaylı raporlara da göz atabiliyorsunuz.
Detaylar için: http://www.google.com/adwords/tvads/
cnetturkiye.com
24 Nis

İnanırsanız varsınız... İnanmazsanız kaybolursunuz...
Internet, pazarlamayı baştan yarattı. Bundan yaklaşık 10 Yıl önce pazarlamaya dair bildiğimizi sandığımız çoğu şey bugün aslında doğru değil... Tüm bunların suçlusu(!) ise Internet...
Düşündüğüm görüş ve yorumlarımı interaktif, hiperaktif adlı bloğumda sizlerle paylaşıyorum.
Sizleri de, yorumlarınızla sohbete katılmaya davet ediyorum.